X




















Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

RSS / XML
$1.7525
€2.3185
IMKB61,280
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 22 Aralık 2011, Perşembe 13:44:11 tarihnde eklendi. 165 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MEVLANA

MEVLANA  

Şeb-i Arus;  Mevlana’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabirdir . İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir.
         Bu yıl vuslat gecelerinin 738. yılı törenlerle kutlandı. Bilindiği gibi, Mevlâna (hicrî 672) miladî 17 Aralık 1273′de Pazar günü akşamüstü güneş gözden kaybolup, Konya ufuklarını kızıla boyarken bu âlemden can ve bekâ âlemine göç etmiştir. Mevlana ölümünü gerdek gecesi “Şeb-i Arûs” “Sevgiliye kavuşma” günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakârlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür âleme kavuşmakla tamamlanır.

            Mevlana, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir. Bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der. Yine Rabbine, “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır

Mevlana’nın Sözlerinin hepsi birbirinden değerlidir. Ama en çok bilineni, en ünlüsü şöyledir:

 

"Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"

Mevlana öyle büyük ve ulu bir kişidir ki, onun fikirleri, eserleri okumakla öğrenmekle bitmiyor. Her sözü insanlığa ayrı bir ders veriyor..

Şöyle bir bilgimizi tazeleyecek  olursak Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumunun (UNESCO) 2007 yılını Mevlana yılı ilan etmesiyle bu büyük üstadı dünya daha yakından tanımıştır.

Kısaca sizleri bilgilendirecek olursak; Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.  Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" unvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkârlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından  ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

Vuslatınız kutlu olsun.

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Gürsel Yıldız Yazıları
faruk ünal - tebrikler
değerli kardeşim böyla önemli günü yazına taşıman güzeldi,hoştu yine güzel yazılrını bekliyorum kolay gelsin..faruk
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!


ANKET
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Çok Güzel
Güzel
iyi
Kötü
Diger anketlerimiz için tıklayın...

Tüm ağız ve diş sağlığı ürün fırsatları için tıklayın !

Hava Durumu
Yol Durumu
Sitemiz İHA Abonesidir
  | 50-Dizin | ..Linkcenneti Yazar Paneli Editör Paneli Nevþehir Medya, Site Ekle, Toplist


Par Ajans    Panel    Künye    Yayın İlkeleri   
© Copyright 2010 Gazi SOFT PHP Haber Full haber
Her hakkı saklıdır.
..